İkinci Dünya Savaşı ve Günümüze Etkileri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İkinci Dünya Savaşı ve Günümüze Etkileri

Mesaj tarafından gilgamesh Bir Ptsi Ekim 01, 2007 10:26 pm

Savaşı Hazırlayan Nedenler:


I. Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan barış görüşmeleri ağır şartlarıyla başta Almanya olmak üzere yenik devletleri zor durumda bırakıyordu. Öte yandan savaşı kazanan devletler birbirleri arasında çıkar derdine düşmüştü. Yeni sosyalist bir güç olan SSCB’yi kuşatma çabaları yanında Almanya ve Avusturya’dan korkup onlara karşı bir güvenlik oluşturmak isteyen küçük devletler yüzünden, İngiltere ve Fransa Doğu Avrupa’ya ön ayak olmaya başladı. Bu sırada ABD Avrupa’nın iç sorunlarından uzak durarak kendi içinde gelişiyordu. Milletler Cemiyeti savaş yanlılarının küçük çatışmalarını engelleyemedi. İşgal edilmiş Alman toprakları Almanya’ya geri bırakıldı, bunun karşılığında Almanya savaş tazminatını ödedi. Batı Avrupa’daki gerginliklerin yumuşaması için ülkelerde silahsızlanmayı gerektiren Locarno Paktı (1925) imzalandı ama çıkarcı devletlerin saldırması ve Almanya ile Japonya’nın Mançurya’yı işgali üzerine bu işgali pekiştirmek için Çin’e saldırması (1931) ve Almanya ile Japonya’nın Milletler Cemiyeti’nden ayrılması (1933) savaşın ilk kıvılcımları oldu.

Avrupa’da gelişen işçi hareketlerine karşı olan Faşist ve Totaliter eğilimler hızla güçlendi. 1933’te savaş sonrası milliyetçi duygulardan yararlanan Adolf Hitler iktidara geldi ve Hitler önderliğindeki Naziler Almanya’daki diktatörlüklerini ilan ettikten sonra yoğun bir silahlanma ya yönlendiler. Hitler’in Doğu Avrupa’daki demokratik birliği yok etmeye çalışması ve Arnavutluğ’u koruma altına alan İtalya’nın Balkanları tehdit etmesi, Locarno Paktı gibi bir güvenlik sistemi kurmak isteyen Fransa’yı harekete geçirdi. Saarland’ın 1935’de Almanya’ya katılmasıyla, Almanya Versailles’in silahlanma ile ilgi hükmünü tanımadığını ilan etti. İtalya, Fransa ve İngiltere’nin bu tutuma karşı oluşturduğu Stresa Cephesi, ortak bir dış politika olmadığı için sadece bir girişim olarak kaldı.

Bu ortamdan yararlanan İtalya Etiyopya’ya saldırdı. Milletler Cemiyeti’nin ilgilenmesi ile Etiyopya işgal edildi (1936). Bu sırada Hitler Fransa’nın SSCB ile yakınlaşarak Locarno Paktı’nı çiğnediğini ortaya koyarak Ren Bölgesi’ne askeri birlik yerleştirdi. Hitler’in Avusturya ile birleşmesi yüzünden İtalya ile sorun yaşayan Almanya, bu sorunu geriye atıp İtalya ile yakınlaştı. İngiltere ve Fransa Cumhuriyetçi yönetime karşı olan Franco Kuvvetlerini destekleyen Almanya ve İtalya’ya, müdahaleden kaçınma gerekçesi ile altında bir ödün daha verdi. Almanya ve İtalya saldırganlığını “komünizm tehlikesi” ve SSCB’ye saklamayı tercih etti. İtalya’nın Almanya ve Japonya arasında imzalanan Anti-Komintern Paktı’na katılması ile dünyanın en saldırgan üç devleti arasında bir birlik kurulmuş oldu.

Japonya’nın 1937’de Çin’e saldırması, uzlaşma konusunda direten devletleri çıkmaza soktu. Ardından Almanya 1938 yılında Avusturya’yı kendine ilhak etti. Hitler’in bir sonraki kurbanı Südet bölgesindeki Alman çoğunluğu sayesinde tehdit ettiği Çekoslovakya oldu. Çekoslovakya’nın Fransa ve İngiltere’ye sığınması sonuçsuz kaldı. Eylül 1938’de Münih’te Fransa Başbakanı Daladier ve İngiltere Başbakanı Chamberlain Hitler ve Mussolini ile görüştü ve Bohemya ile Morovya’nın büyük bölümünün Alman işgali altına girmesine yol açan bir antlaşmaya boyun eğdiler. Ertesi yıl Arnavutluğ’u kendine ilhak ederek Balkanlara saldırma hazırlığını girişen İtalya ve Polonya’yı ele geçirmek isteyen Almanya Çelik Pakt olarak bilinen askeri bir ittifak imzaladılar.
avatar
gilgamesh

Mesaj Sayısı : 24
Yaş : 34
Kayıt tarihi : 01/10/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Savaşın Başlangıcı:

Mesaj tarafından gilgamesh Bir Ptsi Ekim 01, 2007 10:27 pm

Savaşın Başlangıcı:

Hitler gözdağı politikası için Polonya’yı kendi çıkarına bir uzlaşmaya açıkça zorluyordu. Polonya ise her öneriyi geri çevirerek İngiltere, Fransa ve SSCB ile ittifak bağlarını güçlendirme yolundaydı. Uzlaşma Politikasından uzaklaşan Fransa ve İngiltere Polonya’ya karşı bir harekette sessiz kalmayacaklarına güvence verdiler. SSCB İngiltere ve Fransa ile birleşmede ümidi kesmiş, bu ülkeleri Almanya ile baş başa bırakmıştı. Almanya ile SSCB arasında gizlice yürütülen görüşmeler sonunda 23-24 Ağustos 1939’da Alman – Sovyet Saldırmazlık Paktı imzalandı. Pakta göre Polonya, Finlandiya ve öteki Baltık ülkelerinin iki nüfuz alanına ayrılması kararlaştırıldı.

Avrupa’yı şaşırtan bu gelişmenin ardından karşı taraftan müdahale beklemeyen Hitler, Polonya’ya savaş açma hazırlıklarına başladı. Bu arada İtalya Etiyopta ve İspanya’daki savaşlar yüzünden yıpranmıştı. Bu yüzden İngiltere ve Fransa ile yakın bir dönem boy ölçüşmek istemedi. Hitler’i caydırma çabaları da sonuçsuz kaldı. İngiltere ve Polonya’nın resmen karşılıklı yardım antlaşması üzerine, Polonya harekatı bir süre ertelenip 1 Eylül’de başladı. Bunun üzerine iki gün sonra İngiltere ve Fransa Almanya’ya savaş açtı.

Savaşın Yayılması:

Savaş kısa zamanda gelişti. Almanlar on yedi günde Polonya’yı işgal ederek Ruslarla paylaştılar. 1940 yılı baharında Almanlar ansızın Norveç, Danimarka ve Hollanda’ya saldırdılar. Oysaki bu devletlerin savaşla hiçbir ilişkileri yoktu. Bundan bir süre sonra da büyük kuvvetlerle Belçika ve Fransa’nın üzerine saldırdılar. Bu iki devlet Alman Ordularının üstün kuvvetleri karşısında teslim oldular. Tam bu sırada durumdan yararlanan Mussolini’de Almanlarla bir olarak Fransa ve İngiltere’ye savaş açtı. İngiltere çok zor bir duruma düştü. Fakat buna rağmen savaşa devam etmek zorunda kaldı.

1940’ta İtalya Yunanistan’ı işgale kalktı. Fakat başaramadı. Yenilmeye başladı. Bunun üzerine Almanlar, Yugoslavya’yı, Bulgaristan ve Yunanistan’ı işgal ettiler. Bu suretle savaş bizim de sınırlarımıza gelip dayandı. Ege ve Akdeniz, savaş alanı oldu. Almanlar Yunanistan’ı ele geçrdikten sonra Girit’i aldılar. Fakar bu sırada Almanlarla Rusların araları açıldı. Hitler, 22 Haziran 1941’de Rusya’ya saldırdı. Bu suretle savaş alanı daha çok genişledi. Almanlar Rusya’da ilerledikleri bir sırada Japonlar ansızın Havai adalarına saldırarak A.B.D’ye savaş açtılar. Amerika’nın Pearl Harbor deniz üssüne Japonlar’ın saldırması başından beri bu savaşa girip girmiyeceği belli olmayan A.B.D de bu suretle İkinci Dünya Savaşına katılmış oldu. Amerika’nın savaşa katılması savaşı daha kanlı ve korkunç bir hale soktu. Milyonlarca insan öldü ve yine milyonlarca insan yaralı, evsiz barksız kaldı, dünya büyük felaketler için düştü.
avatar
gilgamesh

Mesaj Sayısı : 24
Yaş : 34
Kayıt tarihi : 01/10/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İkinci Dünya Savaşı ve Günümüze Etkileri

Mesaj tarafından gilgamesh Bir Ptsi Ekim 01, 2007 10:30 pm

İkinci Dünya Savaşında Türkiye’nin Tutumu

İkinci Dünya Savaşı başlamadan önce 10 Kasım 1938’de Atatürk vefat etmiş, İsmet İnönü Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı olmuştu. (11 Kasım 1938) O zamanki hükümet herhangi bir savaş ihtimaline karşı İngiltere ve Fransa ile bir dostluk anlaşması imzalanmış ve çıkacak bir savaşa karşı hazırlıklı olmaya karar vermişti.

Türkiye’nin bu uyanık hareketi yerinde oldu. Çünkü bir süre sonra İkinci Dünya Savaşı başlamıştı. O zamanlar İtalyanların yurdumuzda gözleri vardı. Bunun için savaşa karşı hazırlıklı bulunmak zorundaydık. Nitekim az bir zaman sonra İtalyanlar Yunanistan’a saldırdılar. Bunlara yardım gelen Almanlar da Bulgaristan’a girerek sınırlarımıza dayandılar. Bu suretle Türkiye toprakları büyük bir tehlike içinde kaldı.

İkinci Dünya Savaşı başladıktan sonra, Türkiye, Akdeniz güvenliğinin korunması için İngiltere ve Fransa ile 10 Ekim 1939’da bir dostluk ve yardım paktı imzalandı. Komünist ve Faşist devletler bundan memnun olmadılar. Ve Türkiye’yi liberal devletler safında yer almakla suçladılar.

Bulgaristan’a kadar gelen Almanya’nın Türk topraklarına saygı göstereceği hususundaki teminatı üzerine, Türkiye’nin İngiltere ve Fransa ittifakına zarar getirmemek koşuluyla Almanya ile bir saldırmazlık antlaşması imza edildi. Bunda sonra Türkiye’nin iki muharip kendisini ve girişimlere direndi ve silahlı bir tarafsızlık durumunu kurdu. Böylece Türkiye tarafsız bir politika izleyecek İkinci Dünya Savaşının felaketlerinden uzak kaldı.

Savaşın Sonra Ermesi

1942 yılı sonlarında Batı müttefikleri üstün bir duruma geçtiler. Amerikalılar Büyük Okyanusta başarılar sağladı. Japon donanmasını yendiler ve Filipin adalarına doğru ilerlediler. Öte yandan kuzey Afrika’ya çıktılar. Bu sırada Almanlar, Norveç’ten İspanya’ya kadar olan bütün Batı Avrupa kıyılarını bir kale haline getirerek Rusya’da ve Afrika’da kanlı savaşları sürdürdüler.

1943 yılı sonrasında Batı Müttefik Devletler Kuzey Amerika’da saldırıya geçerek Alman ve İtalyan kuvvetlerini Tunus’a kadar sürdürdüler. Tunus’u aldıktan sonra Sicilya adasına ve İtalya’ya çıktılar. Bu suretle Avrupa’da Almanlara karşı birinci cepheyi açtılar.

Batı Devletlerinin İtalya’ya çıkmaları üzerine savaştan yorulan İtalyanlar teslim oldular. Mussolini tutsak edildi. Bir süre sonra halk tarafından öldürüldü.

1943 yılı içinde Amerikalılar Büyük Okyanusta Japonlar tarafından işgal edilmiş olan adaları birer birer aldılar.

Haziran 1944’de Batı Müttefikleri Fransa’nın batı kıyılarına çıkarak Almanlara karşı ikinci cepheyi açtılar. Alman savunmasını yaparak Fransa’yı kurtardılar. Bu sırada Amerika’dan büyük ölçüde yardım gören Ruslar da doğrudan saldırıya geçerek Almanları Rusya ve Polonya topraklarından çıkardılar.

1945 yılı baharında Amerikan, İngiliz ve Fransız kuvvetleri batıdan, Ruslar da doğudan Almanya’ya büyük saldırılarda bulundular. Rus kuvvetleri Berlin’e yaklaştığı sırada Hitler intihar etti. (1 Mayıs 1045). Yine kurulan Alman hükümeti 7 Mayıs 1945 tarihinde kayıtsız ve koşulsuz teslim oldu.

Avrupa’da savaş bittikten sonra Amerikalılar bütün güçleriyle Japonya üzerinde yüklendiler. Fakat Japonlar teslim olmayı reddettiler. Bunun üzerine Amerikalılar İkinci Dünya Savaşı sonlarında bulmuş olduklar Atom bombasını Japonya üzerine atmaya karar verdiler. İlk atom bombası Hiroşima üzerine (6 Ağustos 1945), bundan üç gün sonra da Nagozaki üzerine ikinci atom bombasını attılar. Bu bombalar yüz binlerce insanın birden ölümüne yol açtı. Bu korkunç silahın büyük zararlarını gören Japonlar daha fazla dayanamadılar ve 14 Ağustos 1945 günü teslim oldular.

Bu suretle altı yıldan beri devam eden, milyonlarca insanın ölümüne yol açan ve milyonlarca servetin yok olmasına neden olan ve dünya uygarlığına büyük ölçüde zarar veren İkinci Dünya Savaşı, askerlik bakımından sona ermiş oldu. Japonya yalnız Amerikalılar, Almanya ise Ruslar, Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal olundu. Doğuda Ruslar Mançurya’ya girdiler. Endonezya, Hint ve Çin toprakları Japon işgalinden kurtarıldı.
avatar
gilgamesh

Mesaj Sayısı : 24
Yaş : 34
Kayıt tarihi : 01/10/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İkinci Dünya Savaşı ve Günümüze Etkileri

Mesaj tarafından gilgamesh Bir Ptsi Ekim 01, 2007 10:31 pm

Savaşın Maliyeti:

İkinci Dünya Savaşı’nda ölenlerin sayısının 35-60 milyon arasında olduğu sanılmaktadır. Savaşta en büyük yıkımı gösteren SSCB’nin uğradığı kayıp 11 milyon asker ve 7 milyon sivil olmak üzere toplam 18 milyona ulaştı. Savaşın en büyük kurbanları arasında yer alan Polonya’da Nazilerin soykırımına hedef olan 3,2 milyon Yahudi’yi de kapsayan 5,8 milyon kişi yaşamını yitirdi. Öteki ülkelerin sırayla asker ve sivil olmak üzere verdiği ölü sayısı ise şöyleydi. Almanya 3,5 milyon ve 780 bin, Çin 1.310.224 (yalnızca Kuomitang kuvvetleri) ve 22 milyon (doğruluğu kuşkulu), Japonya 1,3 milyon ve 672 bin, Yugoslavya 305 bin ve 1,2 milyon, İngiltere 264,443 ve 92,673 ve 6 bin.

Savaş Sonrası Dönemde Türkiye ve Savaşın Günümüze Etkileri:

İkinci Dünya Harbi bitmek üzere idi. Almanya’nın yenilgisi, Avrupa dengesi Ruslar lehine bozmuş ve bu durumda Türkiye için çok tehlikeli olmuştu.

Sovyet Dışişleri Bakanı Molotof, 19 Mart 1945’de Moskova’da bulunan Türk Büyük Elçisine verdiği bir nota ile yirmi yıllık Türk – Sovyet ilişkilerinin temeli oluşturan 17 Aralık 1925 tarihi dostluk ve saldırmazlık paktının feshedildiğini bildirdi. Natoda bilhassa İkinci Dünya Harbi sırasında meydana gelen köklü değişmeler sebebi ile anlaşmanın yeni koşullara uymadığı ve ciddi değişikliklere gereksinim gösterdiği belirtilmekte idi.

4 Nisan 1945 de Sovyet hükümetine verilen cevabı Natoda Türk hükümeti, <<Sovyet hükümetinin feshetmekte olduğu anlaşma yerine iki tarafın bugünkü çıkarlarına daha uygun ve ciddi değişiklikleri içeren diğer bir akit konulması hususunda telkinatını kabul eden Cumhuriyet Hükümetinin Sovyet hükümetine bu maksatla kendisine yapılacak teklifleri tetkike hazırdır.>>

Sovyetler sonradan 7 Haziran 1945 de verdikleri nota ile, eğer Türkiye Sovyetler Birliği ile anlaşmak istiyorsa, Türkiye’nin bazı Sovyet isteklerini kabul etmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdi. Bu istekler şunlardı:

a) Kars ve Ardahan bölgelerinin Sovyet Rusya’ya terki
b) Boğazlarda Sovyet birliğine üs verilmesi ve Boğazların ortaklaşa savunulması.
c) Boğazlar rejimini tespit eden Montrö Boğazlar sözleşmesinin Türkiye ve Sovyetler Birliği arasında imzalanacak iki taraflı bir anlaşma ile değiştirilmesi.

Türk hükümeti Sovyet isteklerini reddetmiş ve böylece Türkiye’nin dostluk anlaşma girişimi sonuç vermemiştir. Sovyetler Birliği Türk hükümetinin Sovyet isteklerini reddetmesi üzerine ağır bir siyasi baskıya girişmiş, Sovyet Radyo ve Gazeteleri ise geniş bir kampanya açmışlardır. Türkiye’ye karşı soğuk harp propagandası bütün şiddeti ile devam etmiştir.

Bu durum karşısında Türkiye bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumak için büyük endişe duymuş, silahlı bir Sovyet saldırısına karşı tek başına da olsa karşı koymak azminde olduğunu dünyaya ilan etmiştir.

İngiltere’nin Türkiye ve Yunanistan’a yardımını kesmesi ABD’nin 1947 yılı başında, Doğu Karadeniz’de harekete geçerek Sovyetlere karşı Türkiye ve Yunanistan’a askeri ve teknik yardıma karar vermesine sebep oldu. Başkan Truman, 12 Mart 1947’de kendi adı ile anılan doktrin ile dış baskılara direnen özgür uluslara –Türkiye ve Yunanistan’a– Yardım yapmayı sağlamak istiyordu. Truman doktrini Sovyetlerin yayılma siyasetine set çekme politikasını güdüyordu. Böylece Türkiye ile ABD arasında resmi bir yardım bağı kurulmuş oluyordu.

1948’de harpten yıkılan Avrupa’yı kalkındırmak ve harp felaketinden kurtarmak içim Amerika’nın ekonomik yardımını ilan eden Marshall planının kabulü ve bu maksadı gerçekleştirmek üzere Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütüne de dahil olmuştu. Türkiye’ye yapılan Amerikan ekonomik yardımının Türk ekonomisini kalkındırmada büyük payı olmuştur.

Türkiye Avrupa’nın Siyasi birleşmesinin ifadesi olan Avrupa Konseyine 1948 yılında hemen katıldı. Ve böylece batı dünyası ile yakın ilişkilerimizin ve işbirliği halinde oluşumuzu gösteren bu vesika, dış politikada gelişmelerimize de ayrıca bir özellik vermiştir. Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak’ın Avrupa Konseyine katılmamız münasebetiyle verdiği beyanat dış politikadaki tutumumuzu da belirtmesi bakımından dikkati çekmektedir :

<<Dış siyasetimizin ağırlık merkezi Batı dünyasıdır. İngiltere ve Fransa ile ittifakımız, Amerika ile gittikçe artan dostluğumuz ve menfaat birliğimiz, dış siyasetimizin istikametini daha fazla batıya çevirmiştir.>>

1950’den sonra Türkiye’nin dış politikasında önemli olaylar cereyan eylemiş, Kore çatışmasına katılmamız, Kuzey Atlantik Paktına girişimiz, Balkanlarda ve Orta Doğu’da işbirliğini düzenleyen savunma paktlarının akdi ve Kıbrıs uyuşmazlığının halli bu devrenin özelliklerini teşkil etmiş, Türkiye kendini güvenliği bakımından daha emin hissetmiştir.

O zamanki Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Rozvelt, Dünyanın barış içinde yaşamasını amaç ediniyordu. Bunun için milletlerin anlaşmasını ve milletlerarası bir kurulun meydana gelmesini gerekli görüyordu. Bu maksatla Rozvelt ile İngiltere Başbakanı Çörçil arasında bir Atlantik koşulu imzalandı (Ağustos 1941) Eylülde bu koşula 15 devlet daha katıldı. 1942 yılı Ocak ayında Rozvelt’in öncülüğü ile barış isteyen ülkeler Washington’da Birleşmiş Milletler Bildirgesini imzaladılar. Sonradan Türkiye’de bu bildirgeyi imza eden devletler arasına katıldı.

Kaynakça:
1. Ana Britannica (1988): İkinci Dünya Savaşı, Cilt 11, Sa: 489-498 .
Ana Yayıncılık A.Ş., İstanbul
2. Ergezer, N. (1997): İlköğretim Okulları İçin Milli Tarih, Sa: 131-134 .
Ocak Yayınevi, Ankara.
3. Ertürk, K. (1981): Türkiye Cumhuriyet İnkılâp Tarihi Dersleri, Sa: 62-77 . Felma Yayınları, Ankara.
4. Junior Larousse Temel Bilgi Ansiklopedisi (1994): İkinci Dünya Savaşı,
Cilt 5, Sa: 940-970, Milliyet Gazetecilik A.Ş., İstanbul.
avatar
gilgamesh

Mesaj Sayısı : 24
Yaş : 34
Kayıt tarihi : 01/10/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz